En İyi Performanslar

Merhabalar, Mavi Mars’tan sevgiler. Umarım neşeniz keyfiniz boldur. Yoksa da merak etmeyin, hayatta herşey bir dengedir zaten. Daha mutlu günler için, zor günlerin size “öğretileri” sizin ödülünüz olacaktır bence. Siz devam edin yaşamaya 🌈

Şu dönemlerde sıkça artan “canlı müzik performans sahneleri” aslında çağımızın en önemli gelir kaynağı. Artık milyonlarca plak satmak, yok efem harika bir albüm yapıp üstünden CD’lerce kaset satma devri bitti. İnsanlar aylık 10 lira vererek bütün albümleri istediği zaman telefonlarından dinleyebilir hale geldi. Şimdi beni 2 şarkı arası Spotify reklamı gibi konuşturtmayın 🙂 Biliyorsunuz durumu işte…

Bu durumda İnternetteki oyunlar gibi, insanlar da sahne kasmaya ve sosyal medya kasmaya başladı haliyle. Ve bütün müzikler birbirine girdi. Tarz desen o da kalmadı, aslında bu durumdan mutluyum. Ne tarz müzik yapıyorsun sorusunun cevabı bile çok zorlaştı. Herşeye ulaşmak o kadar kolay ki. Hindistan’dan çıkıp Fusion RandB yapıp, ya da Yahudi olup Gospel müziği çalabiliyorsunuz. Artık elinde interneti olan herkes, azimli ve doğru çalışma ile dünya vatandaşı ve Dünya müzisyeni olabiliyor 🌍

Müzisyenler çeşitli elementlerden oluşurlar. Bu elementler doğru kombine edildiğinde “başarı” sağlanır. Bu yetenekleri geliştirmek de (ustaca kullanmak) bir yere kadar da mümkündür.

Müzik hiç bir zaman sadece müzik olmamıştır. Çaldığı ya da söylediği her notayı, her hissi , yüreğiyle karşıya geçiren herkesin bu Dünyada bir şansı var. 3 akor üstüne, binlerce farklı ritim ve kombinasyonda besteler yapabilirsiniz. Doğru yerde ve zamanda olduğunda ve doğru reklamla, bir kaç senede Dünya turnesine çıkan bir artist olabiliyorsunuz. Tabiki çok istikrarlı ve özverili bir çalışma ile….

Hani Rocky’ni bir sözü var, “İki yumruğu ve bir kalbi olan herkes şampiyon olabilir” diye. Müzikte de durum böyle. Sizden her zaman daha yeteneklisi daha karizmatiği ya da albüm kayıt kalitesi daha iyi olan ve bunun gibi bir sürü şeye sahip olan kişiler hep olacak. Ama asıl olay, sizin kendi müzik kutunuza neler koyduğunuzdur. Sizi başkalarından ayıran bazı şeyler vardır. Kimisi çok basit melodilerle kendini harika ifa eder ( Tracy Chapman) ve milyonların diline dolanır, Ya da bir müzik dahisi (TABİ DAHİ OLMAK ASLA YETMEZ, ÇOOOK ÇOK ÇALIŞMAK LAZIM) olup bütün Dünya’nın saydığı bir müzisyen olursunuz (Jacob Collier) , Ya da sadece evinizde kaydettiğiniz lezzetli grooveları ve melodileri, kelalaka videolarla paylaşır, ve bunu bir konsept haline getirerek son zamanların en komik gruplarından olursunuz (Vulfpeck

Ama sadede gelecek olursak, ister solo ister grup olarak olsun, önemli olan kalpten, içten olmak ve doğru elementleri kullanarak, özgünlüğünüzle sahnede fark yaratmanız aslında. Bunun için yetenekten çok, “imzalı hareketlere” ve “bir tutam sihir tozuna” ihtiyacınız var kanımca. Bunları bulmak size bağlı. Bulduğunuzda ve hayal ettiğinizde, şans seviyeniz ile beraber, çalışmalarınız sizi bir yere getirecektir

Şimdi huzurlarınızda, Evrencan ve Uzaylılar A.Ş’den kaçılırmayacak fırsat geliyor! Bu yazıyı okuduğunuzda, sadece yeni müzisyenlerle tanışmayacak, aynı zamanda onların en iyi performanslarını görmek için senelerce internette gezinmeyeceksiniz ! 😝

İşte size Old School artislerden en sevdiklerim ve en iyi performansları !

1) Elvis – Suspicious Mind

Şu endama bakın , şu sese bakın. Ekibe bakın, bass yürüyüşleri favorilerimden. Eski uzul kupkuru bıdı bıdı bodo bodo kütür kütür baslar. Subbları dayayıp tonunu yok etmemişler, aktif baslar daha icat edilmemiş, ve sub hoparler kulağımızı kanatmıyor. “Elvis seviyesinde” karizmatik demek heralde, bardağa “Ajda bardak” ya da yine bir seviyeyi belirtirken, bir şeyin doruk noktasına “Nirvana” demek gibi birşey olur bunun üzerine. Şarkının yavaşladığı yerde, ışıkların kapanması ve Elvis dizlerinin üzerine çökmesi ve şarkının yavaşlaması …. Aman Yarabbi, bazen 70’lerde yaşayan bir kadın olmak istiyorsunuz. Bu konserde Elvis bana baksın da bayılsın isterdim.

Not : Parçanın bir yerinde dinamikliğini korumak suretiyle, inanılmaz bir düşüş oluyor fakat sadece volume olarak. Bu tuşeyle bu kadar dinamik ve küçük küçük çalmak büyük iş (Bu Örnek: Tiny Desk – Anderson Paak (kendisi ne kadar zor olduğunu orda da söylüyor 🙂 ) ve Tadeshi Trucks Band’in açık mavi kapaklı live albümü kompelen çook başarılı) 

2) Al jerrau – Take Five 

Yine dünyada nerdeyse dijitaj hiç bir şey yokken, jazz dünyasında sevilen isim Al Jerrau’nun adete bir kasetin geri ve ileri sarma tuşunun sesini ağzıya yapmasına şahit oluyoruz. Bu Take 5 sayesinde Çalın Davulları gibi türkülere başka bir perspektiften yaklaşmayı öğrendim. 

3) Al Green

Al Green….. Al Green … Memphis’in bağrından kopan ve Aretha Franklin, Otis redding gibi bir ekolde inanılmaz sesi, kalbe dokunuşu ile gönüllerde taht kurmuş bir müzisyen. Grubu kontrol edişini ve sahne hakimiyetini grubunuzla çalışmak isterseniz buluşup o koca plazmalarınızdan bu videoyu beraber izleyebilirsiniz. O trambetin “pat!” diye 3’e çakıp birden düşmesi, ve back vokallerin kafa sesleri, “how can you stop” dedikten sonraki gitar riffi …. Bunlar en bayıldığım yerler. Tabi Al Green’in altın kolyesi, kazağı, kare desenli ceketini ve en önemlisi falsettolarından hiç bahsetmeyelim. Akşama kadar konuşuruz 🙂 İçinde resmen kaybolduğunuz bir performans. Nedeni aslında Al bize herşeyiyle veriyor kalbindekileri. Hani bizim dilimizde parçayı ” okuyor”  “okuyorr!” 

4) Janis Joplin 

Harika bir seyirci var! Almaya hazır , Janis coşmaya hazır! Her şey hazır. Sesinizde nodul mü var? O notaya çıkamıycak mısınız? Amannn kim takar . İki yumruğumuzu kollarımızı açarak sıkar ve gümüş parıltılı elbisemizle sahnede eğlenmeye bakarız ve kalpten söyleriz parçamızı …. Ha bir de kameramana işaret edip , sadece beni değil grubu da çek işaretiyle, o tipini yediğim basçıyı da videoya ekleyerek, performansın anı değerini arttırabilirsiniz 🙂 ahaha.

 Kadıköyün yarısından daha delikanlı bir kadın. Tam anlamıyla bir delikanlı. Sahnedeki duruşu ve kararlılığı ile götürüyor. Dediğim gibi konu sadece müzik değil. Bir duruşunuz da olmalı. Sahnede hayati birşey olmadığı sürece, ne demişler;

şöşöv mast go on beybi”

Bu duruşu bir erkeği kadın gibi hissettiriyor bazen. Kadın olasımız geliyor. Olasım geliyor tamam rahat olun 🙂 

5) Jimi Hendrix – Rock Me Baby 

“That’s allright dig this anyway” 🙂 Ya Jimi ya hahaha. Bu sefer Janis koltukta parıltılı gözlerle tarihin gelmiş geçmiş en büyülü gitaristlerinden birini izliyor. Gitar sadece çalmak için varolmamış. Gitar onu sevmek , onunla sahnede bir olmak, bazen onu dişlerinizle çalmak (canı istediğinde pat diye eforsuz), bazen de bacağınızın arasında çalmak için var olmuş. Tarihte Jimi Hendrixten etkilenmeyen Gitarist neredeyse azdır. SRV, JOHN MAYER, STEIVE VAİ, ASIM CAN GÜNDÜZ, ERİC GALES, ANDY TIMMONS ve diğerleri…. Sadece inanılmaz performanslarıyla değil, saykodelik yaklaşımı, kendini ve ruhunu bütünüyle anlatışıyla, Doğru / Yanlış kavramlarını yok eden bir Kızılderili o …. Soylarını ve geçmiş yaşamdaki atalarının varlığını hissettiriyor bize. Tek kelimede anlatacak olsam “Vahşi” derdim. 

6) Fredie King – Have You Ever Loved A Woman

“This is the Blues are you listening ha ona göre adam olun” Bizde Türkü varsa, ozan varsa, onların da toprak müziği bu . Bol duygulu, bol tutkulu. Yanık gırtlaklı Fredie abimizi her dinlediğimde kalbim yerinden sökülüyor. Bu kadar mı yaşanır? Teşekkürler Fredie King. Bana çok şey öğrettin. 

7) BB King – Live in Africa 

<p>Al birini vur ötekini, aynısının buruk yüzlüsü, biraz daha mutlusu… Tabi BB’nin yeri kalbimizde ayrı. Orkestra bir harika. Konsere Muhammed Ali bile gelmiş. Şu Afrikalıların heyecanına bak. Evet, evet, evet !!! Tarihteki en inanılmaz Blues gitaristlerinden birini dinliyorsunuz. Hem de kariyerinin zirvesinde. Ben olsam ben de çıldırırdım!! Harika bir konser…. Neşe doluyor insan. O tuşe nedir öyle. Hele o imzalı BB King kutucuğunda 3 notayla harikalar yaratıyor BB her zamanki gibi. işte dediğim gibi, bazen 3 nota <strong>300.000 bin kişi , bazen de 300.000 bin akor 3 kişi. </strong></p>

irini vur ötekini, aynısının buruuk yüzlüsü, biraz daha mutlusu… Tabi BB nin yeri kalbimizde ayrı. Orkestra bir harika, Konsere Muhammed Ali bile gelmiş. Şu Afrikalıların heycanına bak. Evet Evet Evet !!! Tarihteki en innılmaz Blues gitaristlerinden birini dinliyorsunuz. Hem de kariyerinin zirvesinde. Ben olsam ben de çıldırırdım !! Harika bir konserr…. Neşe doluyor insan. O tuşe nedir öyle. Hele o imzalı BB king kutucuğunda 3 notayla harikalar yaratıyor BB her zamanki gibi. işte dediğim gibi, bazen 3 nota 300.000 bin kişi , bazen de 300.000 bin akor 3 kişi. 

Ekip harika, davulcu çok mutlu groove’u ile. Akışta sıkılmamayı öğretir blues müzik, yolda beraber yürümeyi. Bir ara bir sahne şovu oluyor BB bayılırmış gibi oluyor. Piyanist de ta ordan kalkıp BB’ye şovda yardım ediyor. Valla helal olsun ya. Ekip ruhu budur:)

Not: Al Green, Fredie ve BB bu ittirmeli okumalarından dolayı ve tabi biraz da sahne ortamları gereğisiylen, orta yaş prime zamanlarında falsettolarını daha az kullanmaya başladılar. O yüzden ilk zamanlardaki albümlerini ve yumuşacık temiz falsetlerin kıymetini bilin 🙂 

Şimdilik benden bu kadar tek solukta yazıverdim. Aslında bu bigiler müzik kütüphanenizde bulunsun. Okuduktan sonra “sınavdan geçiyim yeter ya 50 alırım” diye unutmaktansa, hayatınızın bir parçası olması hayaliyle yazdım. Bir de şimdi , benim bakış açımla ve nelerden beslenerek bu yolculuğa geldiğimi bilmenizi istedim. Yararlı olduysa ne mutlu bana. 

Şimdi yazacam diye kastırıp açıklamalarım kısalmadan yazıma son veriyorum. Ama belki gün gelir şöyle güzel bir derleme daha yaparım 🙂 Ne dersiniz ? 

Hepiniz özelsiniz ve sahip olmadıklarınızı değil olduklarınıza bakın. Sizi özel yapan şeyleri orada bulacaksınız. 

Honorable Mensions ( Yazmadan gidemediklerim ) 

MFÖ ve Yavuz Çetin ( Siz Clapton mısız yhaa )

Shake everything you got ( To da drumma dru dru drumma dr drdrumma) 

Marvin Gaye – Whats goin on live 

Tower of power Soul Train performansı (Not: Solistin ismi Lenny Williams merak edenlere) 

Mavi Mars’tan sevgilerle 

Evrencan

İşte sizin için derlediğim old school müzisyenler , ve en iyi performanslarından bir kaçı ! 

Share:

Leave a Reply