Korona’nın Faydaları

Selamlar! Asırlar geçti yazmayalı. Farkındayım. Fakat ne mutluyum ki an itibariyle zaman bulmuş durumdayım. Başlayalım.

Bir buçuk ay oldu. Karantina süreci ve hastalık tedirginliği hala devam etmekte. Kimileri yeni ortama adaptasyon sağlarken, kimileri de dışarı çıkamamnın derdiyle yanıp tutuşuyor veyahutta zaten karantinadan önce sıkıcı hayatlarını, telefonu ve filmleri ve instagramı kurcalayıp saatler geçirerek daha da sıkıcı yapıyor. Kimileri oyun manyağı oldu beyinleri yakıyor. Kimileri sevgi arkadaşım Ekin’nin de dediği gibi “dışarı çıkamazsan o zaman içeri gir” sözünü eyleme çeviriyor. Kendi içine yapılan bu yolculukta, iç sessizliğin arttıran , ya da bu zamana kadar hep ötelediği ve zaman bulamadığı “kendine” gereken ilgiyi gösteren kişiler de mevcut. 

Yani biz sığ ve yüzeysel hayatlarımızın bir nebze olsun, iyileşmesi, dönüşmesi taraftarıyken, bazıları tüketici ve boşboğaz hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyor.

Bunu bir tatil gibi düşünün ya da bir kamp. Kendisi için en çok çalışan kim ise, bundan sonraki hayatta da o başarılı olcacak. Ağustos böceği ve karınca gibi düşünün. Ya Fuat (Güner) abi beni aradı bu sabah. O bile bana “Günde 3 saat gitar çalıyorum, 1 saat de piyano” dedi. Arkadaşlar adam 70’ine merdiven dayadı. Gencecik yaşımızda kıçlarımız dümdüz oldu oturmaktan. Ayıp be kardeşim size. Bırak lan şu telefonu. 

Her sabah 8 dakika karın çalışıyorum. İnternette liste yaptım. Önceden burda ağırlığım yoktu ya da hafifti. O yüzden fitness rutinimi yapamaz hale geldim, fakat 1 senelik emeğimi boşa atamazdım. İnternetten göğüs, omuz, sırt , ve karın kas gruplarını çalıştıran ve sadece vücut ağırlığıyla yapılan hareketler ve 8-10 dakikalık idmanlarını buldum. Ormanda da çocuklarla beraber, bir eğlence alanı kuruyoruz. Çevre düzenlemesi gereği, el arabasıyla yokuş yukarı toprak taşımak da , tüm bacakları, karnı, kolları , özellikle de trapezler, çalıştırıyor. 

Yani her gün karnı fixledim. Vücut ağırlıkla çalışınca kas kütlem biraz azalmasına rağmen, vücut esnekliğimin artmasıyla beraber, herşey daha dengeli görünüyordu. Bu halimi de sevdim 🙂 

İdmanımız tamam. Şimdi diyenler olcak “oh ne güzel ormandasın tabi” oraya da gelicem. İnsanlar kaderlerini de kendileri seçiyorlar. Oraya gelicem.

İlk bir kaç hafta, masalımı yazmak, ahşapla bir kaç şey üretmek, kendime dekopaj, testere, ve balta alıp onları kullanmayı öğrenmek, toprağa çapa vurup soğan/sarımsak ekmek gibi şeyler yaptım. Müzik açıkçası 2nci plandaydı. Zaten “sabah şarkıları şekerli” sin kapağıyla ve çıkmasıyla uğraşmak yeterince yorucuydu. Yazdan beri de maraton gibiydi. Yaz bitti albüm başladı vsvs… Zaten ben yerimde duramam. Şikayet değil bu tabi de… Sadece durdummu da tamamen bırakırım. Hani aynı idmanlarım gibi.  Zamanım varsa 4 güne yayarım idmanı. Zamanım yoksa 1 gün tüm vücut çalışır, 2 gün yatarım. Hayatım da öyle… Bazen var ya  sabah kalktığım gibi niyet edip, dualarımı edip, kahvaltı edip, spor yapıp, taaaaa akşam 12-1 lerde eve geldiğimi bilirim. Yine de sorun yok. Ertesi gününe yetişecekse, videomu da hazırlarım pazartesi günü için Youtube’a. Zaten edit işlerini hiç affetmem. Bir bakmışım 3 olmuş saat hiç farketmemişim. Ertesi gün 10.30 da araba alır bizi hop İzmir’e konser. “Yolda uyurum yığaaa” derim içimden. Böyle geçen günlerimin sayısı bilmem yani anlayacağınız. 

Özetle savaşırım. Savaşçıyım. Şikayet etmem, şükrederim. 

2016-2017’de Alaçatı’da 11’de başlayan konserlerimiz 5 m2 ilk alanda 5 kişinin çalıp, finallerinin de gürültülü bittiği ve “çal çal izin aldık” deyip aniden genelden ses masasından sesi alınca, gürültüden sağır olan kulaklarıma yapılan en büyük saygısızlık, genel ses dengesinin etkisiyle, (kendimi duymamı sağlayan) monitörlerimin de kısılıp yok olmasıydı. Size o konserlerden bir fotoğraf göstersem inanamazsınız 🙂 

Bir gün şu ayak kaldırma hareketimi yaparken, önümdeki kadının neredeyse burnuna sürtüyordum. Dümdüz bile değildi ayağım Allahtan:) Hafif sola vermiştim kendimi. Basçının klavye kolundan çekip “benim argadajım da güzel şarkı söylüyor. Söyle solistle sahneye çıkıp bi tane zöylesin” diyen Milli futbolcular vardı. Oyuncular, müzisyenler, yorumcular, influencerlar…. Küçücük mekanda ”Senden daha güzel söylemedin” diyerek suratıma fıstık atanlar oldu….

Ve bütün bunların arasında (O ZAMANLAR seyirciyi de eğlendirmeye çalışırken, çok enerji kaybederdim. Sahneden indiğimde totalde 3 t-shirt değiştirirdim. Kaliteli mekan olması nedeniyle o deri kunduralar ayağımda şişerdi) konser bittikten ve herkes gittikten sonra, eşyaların da toplanmasıyla birlikte, zaten sevmediğiniz coverları çalmaktan ya da size dayatıldığı için keyifle çalamadığınız şarkılar sonrası, saat 3’de kafanızda bir havlu ve bir Long Island ile bulursunuz. Sessizliğin içinde kulaklarınız, bir kaç saat önceki yüksek sesin etkisiyle çınlar….. Ve Uzaylı grubunun en ünlü sözü o yaz çıktı. 

“Hadi abi!”

İşte bu hade abi lafı, elinizde içkiniz kafanızda havlunuz, sessizliğin sarhoşluğunda ve bitkin halinizle, önünüzdeki gri mermer masaya bakarken, bug’a girdiğinizi ve artık yatıp uyumanız gerektiğini size hatırlatan dürtüdür. 

Haftalarca bütün yaz çaldık. En az 1 kere her grup elemanı “Hhhadi tabi!” Dedikten sonra bütün ekibin “ aynen abi niye oturuyoruz hala lan” dalgınlığından, eve gitme gücünü içinde bulması durumuna geçişine bizzat şahit oldum. Bu “hadi abi” lafı, sırayla her gece başkasına devrediliyordu. Herkesin o dalıp gittiği, yorgunluktan perişan halinde, ilk fark edenin patlattığı cümleydi. “Hadi mi abi?” … “Hadi abi” 

Hayatın devamlılığı ve yazın bedensel yorgunluğumuzun geçici olduğunun bize bir hatırlatmasıydı. Ruh enerjiniz yüksekse , ve kimse zor şartlarda şikayet etmeyip, durumu daha iyi nasıl yaparız kafasında olursa , “O yazı çıkartırsınız” . Çıkaramıyorsanız zaten grup dağılır yani o derece. Kakanı yaptıktan sonra duvarını temizlemedin diyen bir Dilan var (trompetçi) e haklı olarak. O yaz kaldığımız evde klima sıcak üflüyor, salon diye oturduğumuz yer belli bir saatten sonra yatak odası olduğu için artık oturamıyorduk. 

Bir gün Salih “Abi ben yavaştan yatıcam da… “ dedi, Ben de salon diye adlandırdığımız ama salon değil, aslında evin hol kısmı olan yere 2 koltuk atılmış 2 m2’lik alanda ona bakıp “ ee yani ? Anlamadım” dedim telefonumu kurcalarken. Adam’da “Şuan yatağımda oturuyorsun” diyince “Ha pardon lan doğru” diye cevap verdim. 

Aynı şekilde o yaz Salı, Perşembe, Cumartesi çalarken, ara günlerde uçakla istanbula gidip (3’de iş bitiyor 5’de yatak, 7’de uyanış uçakla 9’da yetiştiğim uçak, 12’de İstanbul, akşam 12’de biten edit, ertesi gün 9’da kalkış, 4’de Çeşme, 2 saat uyku, 6 soundcheck, 2 saat uyku sahne…… Ben böyle yaza kalan albümü bitirdim. Hiç bir sağlıklı insan evladı bunu yapmazdı, yeminle 20 yaşında sırtım ağrıyordu…. ) Editleri de bitirirken o sabah erken saatler ya da editte uyuya kalırken de önemli bir mottoydu….

Özetle “Hadi abi’nin” anısı büyüktür. Ve halen “bunların hepsi birer anı” cümlesi gibi, Uzaylılar grubunda devam eden bir klasiktir.

Bu hadi abi hepimizin hayatında ya aynı şekilde ya da başka türlüsü eminim vardır. 

Kendilerini salmış olan , hayatın bittiğini falan düşünen, kafası dağınık, üretimi kesmiş, hayatını kendi kendine karartan insanlar var. Müzisyen arkadaşlarımız var. Bana da dostlarım anlatıyor. 

Bazıları yeni yeteneklerini keşfediyor, Fuat abi yaşında bir adam , halen enstrumanına çalışıyor. Bazı arkadaşlarım, yeni yetekler buluyor ve onlar üzerinde yoğunlaşıyor. Bazıları eski dolaplarını büyük saksılar yapıp bahçesine domates, biber ekiyor. Hangi kanaldan olursa olsun, üretmeye, yaratmaya ve kendini keşfetmeye , ya da kendi ile derinleşmekte olan insanlar var. 

Şartlar çoğumuzda aynı. Ben Türk insanını genellemem, ama benim dilimde tüy bitiren arkadaşlarım, bazen 2-3 sene sonra bireysel aydınlanmasıyla , ona anlattığım “ zaman kaybetme, üret , hiç bir zaman mükemmel olmayacak, her zaman daha iyisi olur, anda ol anda kal, devam et sadece devam et üretmeye…” gibi genelleyeceğim tavsiyelerin kafasına anca geliyorlar bazen. 

Ama hep bir bahane hep “Tamam yapıyorum zaten” diyerek, aslında o gün tüm gün boşken mesela, kendini yorgunum diye kandırıp, o popoyu kaldırıp kişi bitirmediğini kendi de biliyor. Ama bahane bulmak isteyen her zaman bulur zaten dostlar… O olmaz başka bahanesi olur. Başkası üretirken ve tüm insanlıkla üretimlerini çekinmeden paylaşırken, o başkasından kat kat kat kat yetenekli adamlar, kadınlar, hala olduğu yerden çok da ilerlememiş şekilde devam ediyor. Abi konu sadece müzik olsaydı, eminim ki benden çok çok daha iyileri vardı. Hala da var, bundan sonra da olacak. 

Ama herkes üretmeye, ve kaynak ışığının bilincine, ve saat sabah 4.30 rüyasına giren melodiye, kalkıp kaydedecek kadar saygı duymuyor. Hele hayal kurmak… Ah o ne güzel şeydir. Onun peşinden koşmak… Herkesin sözlerine bıdı bıdılarına kulak asmadan… Hayallerine koşmak büyük cesarettir. 

Ben böyleyim dostlar , ben de yalan yok. “Baba parasıyla gelmedin mi ?” derseniz, size hayır diyeceğim. Ben sokakta başladım, beni takip edenleriniz biliyor. Benim de başta o video edite verecek 500 liram olmadığı için oturup nasıl yapacağımı, aynı gitarı öğrendiğim gibi YouTube dan kendim öğrendim mesela. Ben isteyince olacağını bildiğim için insanlara böyle söylüyorum. “Çok acımasızsın diyenler var” 

Ya abi şınav çekerken o son sette son tekrarda bırakırsan canın acımasın diye, o zaman kasın gelişmez. O uzun yollar ancak adımları büyütülerek aşılıyor. Ben insanları hakikaten anlamıyorum. Az çalışıp çok başarılı olmak istiyorlar. 

Ben de ilk başta demedim mi “ Abi herkes kanal açmış bir sürü izlenmiş, artık ben kanal açsam beni kimse izlemez” . Evet dedim, ama sonra olumlama yapıp “En azından mekan ayarlarken, elime gitarı alıp “bak böyle çalıyom söylüyor abe” diye amelelik yapmam” diye düşünüp, hiç tereddüt etmeden paylaştım. 5 kişi bile izlese, keyif alsa benim için faydası var sonuçta. Ben tüm samimiyetimle söylüyorum, beklentimi tamamıyla bu seviyede tutarak başladım bu işe. İstikrarlı çalışmam beni olduğum yere getirdi çok şükür. Ve tabi en önemlisi “hep iyiye hep güzele”…… orda kalmak çok önemliydi. 

Ve şimdi, insanlık tarihinde belki de ilk defa, şartlar neredeyse eşit ! Herşeyi öğrenebilmek için zamanınız var, sergiler ve devlet kütüphane kaynakları, konser kayıtları, resim dersleri … bedava olarak bu zamanlarda , karşılıksız olarak insanlık hizmetine sunuluyor ! Ya tamam yine Survivor izle de , sabahında da biraz spor biraz kitaptır, bu uğraşlardır… Güzel hayatını şunlarla süsle… Hala bahane ediyorsun. “BRRAK YIA”  (bu da babamdan kalma bahane tokatlayan kelime… r yi uzatıyordu babam öyle güzel oluyor) neyi bahane ediyorsun artık Allah aşkına …. Bundan sonrası, senin aptallığındır. Evet ve bahanesi de sen olursun. Bunu iç adaletinde biliyorsun. Kendini kandıramazsın. Kandırma da zaten.

En azından bu süreç bittiğinde , hayatında ertelediğin, ve yasak kalktığında, 1 gün bile ertelemeyeceğin, o değerli eylemlerini bir kağıda yaz. Eylemsizliğin de kıymetini bil. Farkındalığını arttırmak için kullan. Sorgula, düşün, hayatını tart biraz…. 

HADİ ABİİİİ ……. 

Bu dönemi iyi değerlendirenler, doğru kullanamadıkları zamanı telafi edebilirler. Bu süreç kimin nasıl gördüğüne bağlı olarak anlam değiştirebilir.

Benim için bu bir FIRSAT ! Ve ben tabi ki bu süreçten, bedenen,zihnen ve ruhen daha bütün bir birey olarak çıkmaya kararlıyım dostlar ! 

Sizleri de aynı niyetlerde toplanmaya davet ediyor, ve sevgiyle selamlıyorum

Mavi Mars Prensi

Not: Ailem, çok radikal bir karar alıp 3-4 sene önce “buradan gidelim bize iyi gelmiyor” diyerek, Muğlaya yerleşti. Eve pizza siparişi veremiyorum, 10 nüfuslu bir mahalledeyim, benim evimden sonra Balcı Osman Amca var, ondan sonra yol yok komple vadiye bakıyor orman yani…..

Kimse bize Muğla da 10 nüfuslu mahallede yaşamamız için para vermedi. Biz tercih ettik. Ben istanbulda çalışıyordum, Annem de bütün kurumsal işlere, festivallerde menejerlik yapmaya, baya uçağa atlayıp geliyor, gerekirse 3 gün sonra bir daha geliyordu… 

Yani yukarıda, ilk başta da yazdığım gibi… O zaman da şartlar eşitti, şimdi de eşit. Bundan sonra da kaderinizi değiştirmek sizin elinizde, hiçbirşeyi için geç değil. Emin olun bizden önce de köye yerleşen ya da Ege’den arzu alan vardı, bizden sonra da olacak.

“BBRAAK YIĞA” VE “Bunların hepsi birer ANI” dın hikayesi de başka zamana artık… 🙂

Share:

There are 6 comments on Korona’nın Faydaları

  • Teoman Efe Kuday on

    Evrencan bey Ben şu günlerde Üniversite sınavına çalışan gruptan bir kişiyim Şarkılarınızla bu sabah tanıştım ve gerçekten içimi ısıttı ,mutlu olmama yardım etti. Dağıttığınız enerji sayesinde çok güzel bir gün geçirdim, size ulaşır mı bilmem fakat teşekkür etmek istedim.

  • Eren İpekci on

    Evrencan abi kesinlikle bu günleri çok güzel değerlendiriyoruz. Gerek ders gerek müzik anlamında elimizden geleni yapıyoruz. Bize vakit ayırarak sende bize yardımcı oluyorsun.

    Teşekkürler ve sevgiler.

    -Mars’tan birisi

  • Alexandra Menzhulina on

    Bu hayatta sana verilen enerji senin kazandığın ve hakkettigin enerjidir! Iyiki bu dünyaya insanlara ilham vermeye ve motive etmeye gelmişsin! Eminim ki ne kadar yorulursan da Evren sana kaynağından yine verecek.
    Bu karantina süreci gerçekten çok iyi geldi ve dediğin gibi isteyen faydalanmış isteyen boş geçirmiş. Aslında biraz daha uzasa da iyi olur düşünmem belki biraz bencilce ama öğrenmek ve geliştirmek daha o kadar çok şey var ki zaman yetmiyor sanki 🙂
    Üretmeye devam!
    Ilham için sonsuz minnettarim!

  • Elinize, yüreğinize sağlık.
    Bu blog sayfası ve bu yazılar bence çok kıymetli. Biliyorsunuz, ‘influencer’/ilham veren olmak günümüz tüketim dünyasının bir pazarlama aracı haline geldi. Ancak siz, kendi yıldız yeteneklerinizi ve müziğinizi paylaşarak aslında sizi ‘Evrencan abi gibi çalmak istiyorum’, ‘Evrencan gibi sokakta başlasam ben de…’ diyerek takip eden pek çok seveninizle yolculuğunuzu, tüm bunları nasıl yaptığınızı, nelerin sizi harekete geçirdiğini, yolunuzdaki engellerle nasıl baş ettiğinizi de paylaşarak işte gerçekten bir ilham veren kişi olduğunuzu bizlere büyük bir mütevazilikle gösteriyorsunuz. Bu kolay bir iş değil, ilham bulmak da, vermek de. Işığınız için tebrik ve teşekkür ederim.
    Dediğiniz gibi, herkesin üretim kanalı farklı, sizinki ne güzel ki sanat ve müzik ve bunu tüm kalbinizle keşfetmiş, üzerine inşa etmeye devam ediyorsunuz.
    İnsanın içini bazen sevdiklerine bile açması kolay değilken, tanımadığınız ama sizi takip eden binlerce kişiyle içinizdeki tüm çiçekleri, tüm güzellikleri paylaştığınız için tekrar teşekkürler.
    Sağlıklı, mutlu günler dilerim.

  • Sadece müziğiyle değil her yönüyle Mars’tan gelen ışığı yansıtan bir sanatçı🎈

  • Zaten bu zamanı güzel değerlendirmenize şahitlik ediyordum. Geçmiş halkında gelen paylaşımlar ile daha da fazla öğrendim emeği. Bir de buraya eklemeniz gereken onlarca genç için yaptığınız saatlerce tavsiyeler var. Hepsi ayrı emek. Yüreğinize sağlık.

    Sevgiler.

Leave a Reply