Sahneden Önce Ve Sahne Esnasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Merhabalar, aslında başlık gayet açıklayıcı olmuş, direk maddeler ile detaylı açıklamalarla, yıllar yılı vazgeçemediğim alışkanlıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. 

1) Souncheck esnasında monitörleri zorlamayın

Daha fazla açmak yerine kısma yoluna gidin. Amfileri çok açınca içeride çok gürültü olur. Bir gitarist olarak büyük amfileri 2-3 seviyesinde açıp, mikrofon sesini monitöre verme taraftarı değilim. Tonu duymak çok güçleşiyor. O zaman o Gibsonu niye aldık? Çıkı çıkı pakı popçu gitaristi değiliz ki sonuçta. Amfi seviyesini de abartmayın. 

Fakat içeride monitörlerinizin uğuldamaması için, 60 wattlık minik monitörlerin olduğu yerlerde ( Hani çoğunlukla yetersiz oluyor ya. Bir keresinde dış monitörleri kendimize çevirip side gibi kullanmıştık bu yaz. Allahım tabi rezaletti tabi. Bu gibi durumlarda kişi kendini duyamayıp tuşeye abanıyor kendini duymak için. Sakin olun abiler ablalar, dışarda duyuluyorsunuz azcık idare edeceksiniz. Kafası zamanla geliyor, mümkün olduğunca her müzisyenin biraz kendinden ödün verip kısması içeriyi inanılmaz rahatlatıyor. Sonuçta ömür boyu işi yapacaksanız eğer, kulaklara dikkat etmek lazım.

2) Sahnenin altındaki subblar

Aman yarabbi sahnenin altına koyulan subblar…. Bas her sol bastığında Allahına kadar uzayan sesler …. o soundcheck işkencedir. hele bas aktif bas ise, kick çok sub lı geliyorsa … vış…. Ölüm fermanı. Gerekirse kıstırın arkadaşlar. Önemli olan sizin içeride huzurlu ve mutlu çalmanız, kendini iyi duymanız. Huzurlu olursanız huzurlu , tedirgin olursanız, tedirgin bir enerji yayarsınız. 

3)  Asım Baba öğüdü “double-check everything”

  • Zaten benim çantada yedek pil vardır almaya gerek yok (Son pili senin basçı sana sormadan çantandan aldı, şimdi zorda kaldın sen ona kızma diye bir şey demiyor. Konserden sonra kafanız iyi olunca rahat yerde söyleyecek ki bütün kriz anını sen kurtardıktan sonra birlikte rahatça gülersiniz diye)
  • Askısı üstündedir ys bakmaya gerek yok (Geçen gün partide çıkardın aslında kafan zibilyondu)
  • Akordunu yaptım soundcheckte (Moruk 5 saat geçti üstünde, hele Gibson ise gitarın o sol teli şimdi kaputtur.  Sol major basarsın minör duyulur o kadar gitmiştir. Sonra onun telaşı… Sahnede onu çaktırmamaya çalışmalar felan. Ne gerek var?  Sahneye çıkmadan önce son bir kez akort et)
  • Evden çıkmadan herşeyi kontrol et. Yanına fazladan Jack al. Sümüklü bir mekandır ve sana “sizde yok mu jak ?” derse, adama dalmak zorunda kalmazsın. “Var abi var” deyip geçersin.
  • Grup lideriysen provadan ve konserden 3-4 saat önce ara. Deadline’ı belli işin deadline günü “Moruk bu gündü dimi yığma abi dün şöyle böyle işler vardı (Karı kız geldi stüdyoya, sigara içtik, uyuya kaldım ) Niye haber vermedin yapardım, senden ses çıkmayınca yapmadım” laflarına kalma. Adama bu şansı verme. Adamı hakkıyla azarlamak için bütün hatırlatmaları yap. 
  • Gibi gibi şeyler … işinizi şansa bırakmayın. Dünya sizi yutar, emer, emçükler vallahi. Ayık olunuz.
  • Son olarak penalarınızı ve yedek tellerinizi, tel kesme aleti ve burgusuyla birlikte bir çantada saklayın. Yazın 2 konserde bir nemden telim kopar mesela.

4) Seyirci ilişkisi dinamiği

  • Seyirciyle 1-4.5 dakikadan çok muhabbet etmeyin. Hele hiç cıvımayın daha ilk zamanlarınızsa. 5 dakika sonra samimi oldunuz diye peçete gelir. Çalmadınız diye trip yersiniz ona göre.
  • Şarkı öncesi şarkının hikayesini anlatıp, kendi bestenizin üzerindeki dikkati arttırabilirsiniz. Şarkınıza tatlı bir PR yapmışsınız gibi olur. Fakat uzatmayın. Sadede gelin, şarkının öğretisini ya da hissini karşıya geçirin ve şarkıya girin.
  • Şarkı araları çok beklemeyin setlist belliyse, (seyircinize ve tarzınıza göre arada bekleyenler de var fakat ben 10-15 saniye bile vermiyorum. 6 saniye sonra yeni şarkı ) hemen peşkeşe patlatın. Ne olduğunu anlamadan ilk yarı bitsin. Gençsiniz abi ya da genç hissediyorsunuz. Seyirciyi en samimi duygularınızla ve kendiniz oluşunuzla sihirleyin. 
  • Olumsuz enerjileri olumluya çevirin. Ellerini bağlamış ekşi suratlı bir insana “Sana bişey mi yaptım abim benim küstün mü bana” gibi esprilerle adamın ırzına girmeden kalbini kazanın, seyirci böyle muhabbetleri sever. Adama 2 akorlu bir şarkı yapın hemen, akılda kalıcı bir melodi yada söz tutturun ve seyirciye de söyletin. Medcezir çalsanız bu kadar alkış alamazsınız. Aman… hem adamın gönlünü aldık hem de seyirciye sempatik geldik. “Ay çok tatlıydı ya” gibi yorumlar aldık. Ben seyirci olsam ben bunları yazdım diye “kesin ip var yığa biliyorum bu numarayı” demezdim. Ortamı olumlaması ve dönüştürme çabası ile sevgimi kazanırdı. Yani bunu yazdım diye şimdi bunu yapmamazlık etmem 🙂 Sizde bunu okuyup aaa bunu yazmıştı böööö demezsiniz 🙂 
  • Seyirciye nefes alacağı alanlar tanıyın. Kendi iç sesleri ve benliklerine ayna olun. Birden çok yüksek çalarken “bam” diye düşün. Bir çift hunharca haykırırken seyirci arasında belli olsun. Diğeri tam oral seksten bahsederken yakalansın. Diğeri kaşla göz arasında getirirken duyulsun. Bir diğeri müziği dinlemediğini ve sesiyle onun üstüne çıkmaya çalıştığını fark etsin ve ister istemez yarattığınız düşüşle sesini alçaltmak zorunda kalsın. Sürü kuralları dostlar. Ne büyük bir gücünüz var! İnsanlara ayna olun. İyice düşün düşün… Sürekli aynı dinamiklerde çalmayın. Bazen hiç çalmayın. Davul çalmasın mesela. Sadece gitar kalsın. Seyirciye alkışlatın. Birlikte eğlenin. Bırakın size eşlik etsinler. Buna izin verin lütfen genç arkadaşlarım. 
  • Kafayı gömüm göz konağını yitirip, sonra bana gelip bu ülke anlamıyor bu müzikten derseniz, size kızarım.
  • 250 mezur solo atan saksafoncumuz yada  ” a cazzzz piyanistiniz” olabilir. O solo atarken eve gidip yemeğin altını kısıp , fırında tuza gömülmüş levreğinizi çıkarıp geri gelecekseniz ( o çalarken yandakiyle muhabbet ederseniz, etrafa bakıp” konser kaçta bitcek lo ? maç kaç kaç acaba”  diye düşünürseniz) seyircinin sizi dinlemesini beklemeyin. O da o zaman siz çalarken öyle somon balığını yiyip , 75 lö pırt döşambre şarabını yudumlar. Sonra yok anlamıyorlar. Lan bi git. Adamın asabını bozma. Anlatamıyorum de bir gün …. Bir gün ya :)!

5) Müziğe hizmet edin 

  • Arkadan atıp tutmayın , ya da düşünceleriniz varsa delikanlı gibi ya da kadınsanız kadın gibi, eleştirinizi yapın geçin. Tanımadığınız bilmediğiniz insanları kendine kıl etmeyin. Sevgi dolu, güler yüzlü, gerektiğinde basit gerektiğinde de en karmaşık çalan olun 🙂
  • Hep bir ağızdan sohbet etmeyin. Yaşlanıp çok konuşan monolog müzik dedeleri olmayın. Erdemli dedeler az konuşur çok anlatırlar. Gençleri dinlerler , büyükleri dinlerler. Açıkçası bir dinlerler. İlk defa duyduğunuz şarkının akor dizilimini vs bilmeden, çok biliyosunuz diye hart diye ortam dengesi dağıtmayın. Önce bir dinleyin. Bir anlayın. Bol tekrarlı çalın. Bişey tutturun … bütün parça öyle gidin. İnanın Dünya’ya ve müziğe daha çok hizmet etmiş olursunuz, hem de kendiniz yorulmazsınız. 

DİNLEYİN
ACELE ETMEYİN
ÇALANA SAYGILI OLUN
HER ZAMAN ÇALMAYIN (çalmamak da çalmak, sessizlik de bir solo. Varlığınızla bizi onurlandırın bazen)

EĞLENİN
KENDİNİZİ KAYBEDİN! 
İLETİŞİM KURUN
ve en önemlisi bütün bu yetileriniz ve yeteneklerinizle
BÜTÜN EVREN’E HİZMET EDİN 
Gücünüzü hafife almayın.

Mavi Mars’a şifa olsun 
Prens

Share:

Leave a Reply